
Onuncu köye gelmek istemezdim ama işte geldim. Biliyorum, şu an hepiniz burada, benim yerimde olmak isterdiniz. “Doğruyu söylemenin” en büyük erdem olduğu bu köyde, herkesin mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşadığını sanıyorsunuz. Herkesin doğruları söylediği bir köyde yaşamak nasıl bir şey, elimden geldiğince anlatacağım size:
Bu köyün insanları son derece meşguldür. Çoğunluğu film afişlerinden fırlamış gibidir. Kendi içlerinde kendilerine bakışları tek ve özeldir. Hemen hepsi henüz keşfedilmemiş birer yıldızdır. Asla keşfedilemeyecek olmanın ezikliğini yaşarlar. Aralarından birinin keşfediliyor olmasına tahammül edemezler. Çünkü onlara göre, sıra kendilerindedir ve yeterince acı çekerek beklemişlerdir.
10. köylüler sürekli birbirlerini takip ederler. Kimin ne yaptığını, ne söylediğini, hatta niyetlerini bile flaş haber olarak yakın çevrelerine yayarlar. Bu köyde yaşayanlar için bir “ben” vardır, bir de “öteki.” “Biz” hali ancak aile içinde görülür. Cepleri hazır cevaplarla doludur. Bu köyde kazanmanın bir tek yolu vardır: Çuvaldız! Çuvaldızı kim daha çok kullanıyorsa; o kişi tehlikeli, yani bu köyün literatürüne göre ‘güvenilir’dir.
10. Köy, diğer bildiğimiz köylerden daha yoğundur. Herkes bir yerlere koşuşturur. Koşuştururken başkalarını izlemeyi ihmal etmezler. Bu köyde doğrular giderek yalana dönüşür. “Doğru” ilk ağızdan çıktığı anda kişinin niyetleriyle eğilip bükülür ve orjinalliğini yitirir. Doğruya ancak akıl verme eylemi sırasında rastlanır ve bu da çok sık yapılır. İnsanlar birbirini dinleyip anlamak yerine, anında akıl verme eylemine girişerek, karşısındaki kişi aptal yerine koyarlar. Nasihat yağmuruna tutulan kişi de bir başkasına aynı şeyi yapar. Böylece kimse kimseyi dinlememiş, anlamamış olur. Doğru, bu köyde yalnızca sivrilenleri törpülemek, küçültmek için kullanılan acıtıcı bir araçtır.
Bu köyün yazılı hiçbir kuralı yoktur ancak yazısız kuralları birer ayet gibidir; değiştirilemez, değiştirilmesi düşünülemez.
Kural 1: Kendin hakkında ya sen konuşursun ya başkaları.
Kural 2: Başkaları hakkında ya sen konuşursun ya da başkaları senin hakkında konuşur.
Kural 3: Başkaları hakkında başkasının ayıbıyla ilgili doğruları söyle, asla iftira atma.
Kural 4: İlla birini öveceksen, kendini öv.
Kural 5: Sen sen ol, sakın sen olma! Kendini sakla.
Kural 6: Boş duranı Allah sevmez, başkaları hakkında sürekli veri topla.
Kural 7: Sürekli işinin zorluklarından bahset, yoksa yan gelip yattığını düşünürler.
Kural 8: Kan kussan da belli etme.
Kural 9: İğneni at, o bir işe yaramıyor; çuvaldızını eline al başkalarına batırmaya hemen başla.
Gökten düşen 3 soruluk elmayla bitireceğim yazıyı; biri size, biri kendime, biri de Yaradana:
1- Nasıl, tanıdık geldi mi bu köy?
2- Onuncu köy, hiç de uzağımızda değil aslında. Hemen hemen hepimiz 10. köyün türevlerinde yaşıyoruz zaten. “Doğruyu söylemenin” bir yolunu bulmuşuz hepimiz. İnsanlar ceplerinde çuvaldızla dolaşıyor. Peki kendilerine batıracakları iğneleri nerede?
3- Münafık olduklarını bildiği halde, Peygamberin bunu onların yüzüne neden vurmadı Allah’ım?